Eceabat

21 Aralık 2009 Yazan 17Canakkale.Net  
Kategori İlçelerimiz

Eceabat, Gelibolu Yarımadası’nın güneyinde doğusu Çanakkale Boğazı, batı ve güneyi Ege Denizi ile çevrili deniz seviyesinden 2 metre yükseklikte kurulmuş bulunan, Çanakkale iline bağlı bir ilçedir. 12 köyü bulunmakta olan ilçenin nüfusu 2007 yılı sayımına göre 9,900’dir. Ülkemiz ve tarihi bilincimizde çok önemli yeri olan Çanakkale Deniz ve Kara Savaşlarının tamamı, İlçemiz sınırları içerisinde cereyan etmiş olup, yılda yaklaşık 2.000.000’u aşkın yerli ve yabancı ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir.

Eceabat İlçesine ismini veren Ece Bey 1356 Yılında Rumeli’ye geçerek Eceabat Bölgesinin fethini gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet dönemine kadar adı Maydos iken, bu tarihten sonra Eceabat olarak değiştirilmiştir.

İlçenin Çanakkale Boğazına olan kıyıları yer yer dere ağızlarındaki delta ovaları ile zaman zaman kesintiye uğrayan dik ve oldukça düz bir çizgi şeklinde Kilye Koyuna kadar uzanır gider. İlk önce Gelibolu Koyunun kuzeyinden ve Karaman Deresi ağzındaki Galata Burnu ve bunun kuzeyinde Cumalı Deresi’ndeki suları sakin ve demir atmağa elverişli İnce Limanında ve deltanın ucundaki deniz fenerinin yanı başında, hafifçe içeriye sokulur. Bundan sonra ise sahil 250-300 metreye kadar yükselen Bakacak Tepesi ve Sarı Yar Tepeleri önünde az kıvrımlı bir hat şeklinde uzanıp, Ilgar yahut Çamlı Dere ağzındaki ovada düzleşir ve buradan Akbaş Limanına varır.

Gelibolu Yarımadasının batı tarafında Anafartalar ve Suvla Körfezine giden yolun takip ettiği Yalova Deresi ağzında bulunan ve gemilerin demirlemesine çok elverişli olan koy, 1915 Savaşında Boğazı müdafaa eden kuvvetlerin ikmal işlerinde de önemli rol oynamıştır. Sestos (Akbaş) daima hemen tam karşıdaki Abidos (Akbaş) kenti ile beraber yazılır. Burada Bigalı ve Kilye Dereleri’nin ağızları arasında bir çıkıntı teşkil eden dik yarlar ile denize inen Kilye Tepesi (144 metre) göze çarpar ki: bu tepe güney batı istikametinde, Gelibolu Yarımadasının içlerine doğru ilerleyen ve daha geride Maltepe 67 m.’yi ihtiva eden bir sırtın nihayetini meydana getirir.

Burada Kilye Koyu, boğaz kıyılarının bilhassa askeri bakımdan, ehemmiyetli bir köşesini teşkil eder. Bir tarafta Kilye Tepesi, diğer tarafta Eceabat Koyunu ayıran Kakma Tepe arasında, boğaz kıyılarının kara içine sokulmuş bulunduğu derin ve muhafazalı bir limandır. Kilye Koyu ile darlaşan ve yüksekliği 20 metreye kadar düşen ova arazi (Çan Ovası) güneye doğru tekrar yükselmeye başlayarak Alçıtepede en yüksek noktasını bulur. Kilyenin antik adı Koila veya Koela şeklinde geçer ve Madytos ve Sestos’dan ayrı iskele kasabası şeklinde bir iskan merkezidir. İkinci İznik Ruhani toplantısına ait vesikalarda bir Madytos veya Koela Piskoposundan bahsedilir. Bu durum ortaçağda buraların meskun olduğunu gösteren bir belge sayılabilir.

Boğazı eski bir mecrası olan Kilye Ovasının kuzey batı istikametinden yükselen, Kocaçimen Tepesi (305), Conkbayırı (261) ve Kanlısırt (125) ve gene İngilizlerin verdikleri ad ile Lone-Pine (Tek çam) bunun üzerinde sıralanmakta ve bu sırt, Arburnu civarında, sel yatakları ile delik deşik olmuş bir yamaç halinde, Ege Denizi sahiline varır. Bunların yanında denize doğru ilerleyen Kakmadağ Kilye Ovasını bundan küçük olan Maydos (Eceabat) Ovasından ayırır. Kilye Ovası ve Maydos’tan sonra boğazın Rumeli kıyısı Kilitbahir’e kadar hemen hemen düz denecek bir surette Kuzey batıya doğru uzanır gider. Çamburnu Kalesi ve Değirmen Burnu gibi harap istihkamlardan sonra Kilitbahir Kalesine ve tepenin yamaçlarına doğru tırmanan Kilitbahir Köyüne varılır. Sahilde Namazgah – Hamidiye – Mecidiye ve Yıldız gibi Tabyalar bulunmaktadır. Sahilinin bir dirsek ile kuzey batıya dönmesi neticesinde; boğazın gittikçe genişleyen aşağı kısmı başlamış olur. Burası umumiyetle yüksek yarların düz güz çizgisini meydana getirmiştir. Küçük koylar bulunmaktadır. Bu koyların ilki Havuzlar mesire yeridir. Bundan sonra Soğanlı ve Kanlıdere ve onun güneyinde Karanfil Burnu gelir. Daha sonra ise üç tarafı denize hakim ve 220 metre yüksekliğindeki bir tepe; bu tepe 1915 Seddülbahir ve güney gurubu kara savaşlarında General Hamilton’un esas hedefini teşkil eden fakat bir türlü ele geçirilmeyen Alçıtepe’dir. Bundan sonra Kereviz Dere ağzına varılır. Daha sonra ise Hisar burnu ile Seddülbahir arasında alçak yarların kuşattığı hilal şeklinde Morto Limanı yer alır. Yarımadanın en uç noktası 1657-1659 yılları arası karşıdaki Kumkale ( Kale-i Hakaniye) ile birlikte inşa edilmiş Seddülbahir kalelerin gerisine kurulan ve kale ile aynı ismi taşıyan Seddülbahir Köyü bulunmaktadır. Gelibolu Yarımadası’nın boğaz sahili burada son bulur.

Yarımadanın Ege Denizi kıyısı ise kuzeye doğru hafif bir yay şeklinde ilerler. Bu sahil düz bir hat şeklinde olmasına karşın, genelde kıyıya paralel yükseltilerin arasında Kum koyu ve Kabatepe Koyu doğal plajlar ve düzlükler bulunmaktadır. Kabatepe Koyundan kıvrılarak daha geniş bir yayı andıran ve kuzey batı istikametine yönelen Çanakkale Kara Savaşlarında Avustralya ve Yeni Zelandalı birliklerin çıkarma yaptıkları ve bu nedenle ANZAC Koyu ismi verilen dik kıyıların arasından Anafartalar Ovasına doğru genişleyen sahilleri bulunan ve Küçükkemikli Burnu’na uzanan Anzac Koyu bulunur. Küçükkemikli Burnundan Kuzeydoğuya yönelen sahil Suvla Koyu olarak adlandırılır. Koyun doğusunda bulunan Tuz Gölünün koy ile bağlantısı mevcuttur. Tuz Gölünden itibaren yeniden kuzey batıya yönelen Suvla Koyu Büyükkemikli burnundan itibaren yeniden kuzey doğuya yönelir ve aynı istikametle Ece Koyuna uzanır. Ece Koyundan sonra Saros Körefezine doğru aynı yönde uzar.

Yorumlar